Ýstanbul-Ankara arasý 10 TL!

[ 19 Ekim 2011 - Çarþamba ]
Ýstanbul-Ankara arasý 10 TL!

Renault Mais Genel Müdürü Ýbrahim Aybar, "Türkiye, dünyada bir kaç ülkeyle birlikte elektrik motorlu otomobil teknolojisini üreten önemli bir merkez haline geldi" dedi. Aybar, Ýstanbul ya da Kocaeli’den Ankara’ya giderken mola verilerek 30 dakika içinde hýzlý þarj edilen otomobille 10 TL’nin daha altýnda bir maliyetle bu mesafenin gideleceðini kaydetti. Renault Mais Genel Müdürü Aybar, AA muhabirine yaptýðý açýklamada, elektrikli otomobil ile fosil yakýt kullanan otomobiller arasýnda çok ciddi bir teknoloji farký bulunduðunu söyledi. Elektrik motorlu otomobillerin, yalnýzca elektrik enerjisi kullanan yepyeni bir teknoloji olduðunu ifade eden Aybar, elektrik motorlu, karbondioksit salýnýmý bulunmayan, çevreci otomobillerden birinin Türkiye’de üretilmesinin gurur verici olduðunu dile getirdi. Elektrik motorlu otomobillerin bu yýl bitmeden hem dünyada, hem de Türkiye’de satýþýna baþlanmýþ olacaðýný vurgulayan Aybar, pazara girecek elektrikli otomobillerle pazarlama yöntemlerine de yenilik getireceklerine vurguladý. Ýbrahim Aybar, sadece otomobilin rengini, tipini, donanýmýný belirleyerek "fiyatý bu" deyip satma döneminin geride kaldýðýný, müþterilerin otomobillerini güvenli, yeterli elektrik enerjisiyle þarj edebilecekleri bir ortam saðlayarak satýþ yapacaklarýný kaydetti. Pazarlamanýn tüm hizmetleri içeren bir halde yapýlacaðýna iþaret eden Aybar, þöyle devam etti: "Bu yeni bir düþünce tarzýdýr. Otomobillerin çok sessiz ve yüksek bir torka sahip olmasý önemli bir yeniliktir. Motor teknolojilerinde þimdiye kadar hep torku yükseltmek için çalýþýlýrdý. Bu araçta ise tork zaten baþtan çok yüksek. Belli bir oranda azaltmaya çalýþma var. Hatta sessizlik yönüyle de o kadar sessiz ki, yeni bir ses konulma düþüncesi var. Böylelikle artýk alýþkanlýklarýmýzý, davranýþlarýmýzý deðiþtirmek istediðimiz, çevreci, mutlak çevreye uyumlu bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye, dünyada bir kaç ülkeyle birlikte elektrik motorlu otomobil teknolojisini üreten önemli bir merkez haline geldi. Bu otomotiv sektörünün Türkiye’de nerede olduðunu gösteren bir örnek, çok ciddi bir baþarý. Önemli olan bunu devam ettirmek ve Türkiye’de bu tür atýlýmlarla ülkemizin dünyadaki önemini daha da kuvvetlendirmek." Herkes için kesintisiz ulaþým hedefiyle yola çýktýklarýný vurgulayan Aybar, kesintisiz ulaþýmýn içine yalnýzca güvenli ulaþýmýn girmediðini, iþin temeli olan güvenli ulaþýmýn yanýnda artýk yepyeni, çevreci, dünyayý koruyan, temiz tutan bir ulaþýmdan da bahsedildiðini bildirdi. Dünya otomobil üretiminde 1960’lý yýllardan itibaren büyük bir geliþme olduðunu anlatan Aybar, sözlerini þöyle sürdürdü: "Üretim 2009 yýlýnda 62 milyon, geçen yýl 71 milyon oldu, bu yýl ise 77 milyona doðru gidiyor. Yýllýk 100 milyon üretime bir kaç yýl kaldý. Bu kadar yoðun bir üretim ortamý artýk hayatýmýzýn içine girdi. Dünyada otomobil üretimi böylesine geliþirken insanlarýn yaþam biçimleri de deðiþiyor. Ýnsanlar daha çok þehirlerde yaþamaya baþladýlar. 2007 yýlýnda yapýlan bir araþtýrmada, dünya nüfusunun yüzde 50’sinden fazlasýnýn þehirlerde yaþadýðýný gösterdi. Yapýlan tahminler, 2050 yýlý itibariyle dünya nüfusunun yüzde 70’den fazla kýsmýnýn þehirlerde yaþayacaðýný gösteriyor. Yani þehirleri temiz tutmak, yaþanabilir kýlmak mecburiyeti var. Ýnsanlarýn þehirleþmesi arttýkça, bir takým yatýrýmlarýn ve dolayýsýyla çevre sorunlarýnýn ardý arkasý kesilmiyor." Ýbrahim Aybar, 1995 yýlýndan itibaren bir çok otomotiv firmasýnýn, yatýrým ve üretim biçimlerini deðiþtirdiðini, kendilerinin de bu konuda yoðun bir mesafe katettiklerini belirterek, küresel ýsýnmayý yavaþlatmak, sera gazýný azaltmak ve çevre sýkýntýlarýný yok etmek için karbondioksit salýnýmýna çözüm bulmaya çalýþtýklarýný kaydetti. Dünya Saðlýk Örgütü (WHO) tarafýndan açýklanan rakamlara göre dünyada her yýl 2 milyon kiþinin hava kirliliðine baðlý nedenlerden yaþamýný yitirdiðine dikkati çeken Aybar, "Bunda en büyük etken, havada bulunan taneciklerdir. Bunlar, 10 mikrondan küçük partiküllerdir. Bu partiküller 10 mikrogramýn üzerindeyse ciddi hayati tehlikelere doðru gidiliyor demektir. Dünya Saðlýk Örgütü yýllýk ortalamasýnda metreküpte 20 mikrogramýn geçilmemesini tavsiye etmektedir. Yapýlan ölçümler Türkiye için ortalama 66 mikrogramdýr. Bunda en önemli etken egzoz gazýdýr, yalnýzca baca gazlarý deðildir" diye konuþtu. Mevcut teknolojiye sahip mazotlu, benzinli, doðalgazlý ya da LPG’li otomobillerde karbondioksit salýnýmý olduðunu anlatan Aybar, þöyle konuþtu: "Bu salýnýmý indirmek mümkün ama sýfýra indirmek mümkün deðil. Sýfýra indirmenin tek yolu elektrik motorlu araçlardýr. Fabrikamýzýn ürettiði Fluence Z.E, dünyaya Türkiye’den yola çýkmaya baþlamak üzere. Elektrik motorlu araçlarýn yaygýnlaþtýrýlmasý önemli olduðu için, satýn alýnabilir fiyatta olmasý gerekirdi. Bu nedenle ’dizel motorlu ayný aracýn fiyatýna eþdeðer fiyata satacaðýz’ dedik. Ýddiamýz bu. Çok þükür bu iddiayý yakalayacak seviyeye geldik. Baþka bir iddiamýz da bu aracýn bakým giderinin mevcut konvansiyonel motorlu araçlarýn yýllýk bakým giderinden daha aþaðýda olmasýydý. Her iki konuyu da hallettiðimizi gördüðümüz için seri üretim baþlamýþ oldu. Önümüzdeki aylarda satýþlarý baþlatacaðýz." -Pil teknolojisi- Elektrikli modellerde lityum-iyon pil kullanýldýðýný, bu pilin en önemli avantajýnýn kilogram baþýna daha fazla enerji tutabilmesi olduðunu belirten Aybar, "Lityum madeni ise Çin, Afganistan ve Güney Amerika’da mevcut. Toplam rezerv 14-17 milyon ton civarýnda hesaplanýyor. Þu anda bu rezervlerin yetmeyeceði konusunda endiþe edecek bir durum yok" diye konuþtu. Elektrik motorlu Fluence’in tek þarjla 182-185 kilometre gidebildiðini ancak her 160 kilometrede þarj edilmesinde fayda olduðunu vurgulayan Aybar, þunlarý kaydetti: "Kullaným maliyeti yakýtlý otomobile göre oldukça ekonomik. Satýn almada ise teþvik var. Avrupa’da 5 bin Avro ile 6 bin Avro arasýnda deðiþen katkýlar var. Ülkemizde ise bu otomobiller için elektrik motoru 85 kilowat güce kadar olanlara ÖTV indirimi yapýlýyor. Yalnýzca yüzde 3 ÖTV uygulanýyor. ÖTV’nin yüzde 37 olduðunu düþünürsek, önemli bir avantaj saðlamaktadýr. Yýlda yaklaþýk 10 bin kilometrenin üzerinde mesafe yaptýðýnýzda araçta ciddi bir ekonomi saðlýyorsunuz. Çünkü elektriðin bedeli ucuz. Bir þarj, pilin kapasitesi 22 kilowat saat civarýnda olduðu için o kadar elektrik tutuyor. Bunun bugünkü bedeli, gündüz tarifesiyle en fazla 5 TL, gece tarifesiyle 2,5 TL. Bu kadar önemli bir tasarruf saðlýyor. Ayrýca dýþarýya baðýmlý olduðumuz bir petrol yok. Ülkemizde üretilen elektriði kullanabiliyoruz." "Çok güvenli bir araç yapýldý" "Arabamýz çok kývrak ve çevik. Normalde dizel ya da benzinli bir araçta sýfýrdan-50 kilometre hýza ulaþmanýz yaklaþýk 6 saniye iken, bu araçta kýsýtlamýþ olmamýza raðmen 4 saniye" diyen Aybar, otomobilin performansý ve alýnan güvenlik önlemleri hakkýnda þunlarý söyledi: "Aracý býrakýrsak fýrlýyor, çünkü verim çok yüksek. Elektrik motorundaki enerji tekerleklere yüzde 90 oranýnda aktarýlabiliyor. Bu dizel ve benzinli araçlarýnkinin yaklaþýk 3 katý enerji demek. Çok güvenli bir araç yapýldý. Aracýn her türlü çarpýþma testlerine göre puanlarý tam. Çok ciddi güçlendirilmiþ bir akü taþýyýcýsý var. Pil, zýrhý nedeniyle 250 kilogram aðýrlýðýnda. Bu araçlara pil bulunduðu için ilk defa arkadan çarpma testleri de yapýlmaya baþlandý. Bu testlerde de tam netice alýnmýþ oldu. Çok sýcak ortamlarda 60 santigrat ve çok soðuk eksi 10 derece ortamlarda dahi araçtaki verim yüzde 100 yerinde. Bunlarýn dýþýnda, artý 70, eksi 25 derecelere de çýkarttýk. Bu noktalarda pil gücünde çok az azalma oluyor. Ayrýca araç çok sessiz, çalýþýp çalýþmadýðý anlaþýlmýyor. Bu da aslýnda bir problem, çünkü þehir içinde insanlar arasýnda giderken ses olmadýðý için sýkýntý olacaktýr. Bu sýkýntýyý gidermek için farklý bir harici ses dahil olacak." Renault’un bu konuda dünya liderliðinin söz konusu olduðunun dile getiren Aybar, "Ýlk defa tek marka olarak 4 ürünü seri üretim bandýna aldý. Kangoo’nun seri üretimi Fransa’da, Fluence’nin Türkiye’de baþladý, ’Twizy’ diye küçük bir modelimiz var, üretimi önümüzdeki yýl baþýnda baþlayacak ve Clio’ya benzer ’Zoe’ modelimizin üretimi de önümüzdeki yýl ortalarýnda baþlayacak" þeklinde konuþtu. 10 TL’ye Kocaeli’den Ankara’ya gidecek Ýbrahim Aybar, elektrikli otomobilin her yerde þarj edilebileceðine, tek ihtiyacýn, çamaþýr makinesi, bulaþýk makinesi ve ütü gibi ev aletlerinin çalýþtýrýlabildiði 16 amperlik topraklý bir priz olduðuna dikkati çekti. Caddelere, park yerlerine konulacak küçük parkomat türü ünitelerle de elektrik temininin söz konusu olacaðýný ifade eden Aybar, "Sanayi cereyaný varsa 30 dakika içinde hýzlý þarj mümkün. Ýstanbul ya da Kocaeli’den Ankara’ya giderken mola verilerek 30 dakika içinde hýzlý þarj edilen otomobil 10 TL’nin daha altýnda bir maliyetle bu mesafeyi gidecek" diye konuþtu. Elektrikli otomobillerin pazar payýnýn konuþulmasýnýn ise henüz erken olduðunu dile getiren Aybar, ancak 10 yýl sonra toplam satýlan araçlarýn yüzde 10’unun elektrik motorlu olacaðýnýn tahmin edildiðini bildirdi. Aybar, bu iþin teknolojisinin yaygýnlaþtýrýlmasý amacýyla da Ankara, Ýstanbul, Gaziantep ve Kocaeli Büyükþehir Belediyeleriyle iþbirliði anlaþmasý imzaladýklarýný, dünyada ise 112’nin üzerinde anlaþma imzalandýðýný sözlerine ekledi. Oyak Renault Genel Müdürü Tunalýoðlu Oyak Renault Genel Müdürü Tarýk Tunalýoðlu ise elektrik motorlu otomobilin son 2 yüzyýlda kendinden en çok bahsettiren teknolojik buluþlarýn baþýnda geldiðini belirterek, Renault’un ise 112 yýllýk tarihi boyunca bu deðiþime yön verdiðini kaydetti. "Herkes elektrikli otomobil yapabilir ancak Renault herkes için elektrikli otomobil yaparak deðiþime bir kez daha yön vermektedir" diyen Tunalýoðlu, þöyle konuþtu: "Eðer otomobil yapmayý biliyorsanýz ve devrimsel deðiþikliðe niyet ediyorsanýz, bir elektrikli otomobil yapmak konumundasýnýz. Yýllardýr, son 10 senedir hibrit otomobiler hep göz önünde. Ama artýk Renault bu konuda noktayý koyup, ’çözüm tamamýyla kesin ve sýfýr karbondioksit salýnýmlý elektrik motorlu otomobiller’ dedi. Bu konuda 4 modelle beraber pazara çýkmaya niyet etti. Bu tamamýyla stratejik bir karardýr. Tüm tahminlere göre, 10 sene sonra yüzde 10 belki de daha fazla bir pazar payýna ulaþýlacak. Dünyada satýlan tüm araçlarý göz önüne alýrsanýz 7-8 milyon araçlýk bir pazar... Burada önce yola çýkan daha büyük bir pay alacaktýr. Tüm markalar, 2013 yýlýna kadar muhakkak bir ya da iki modelle, Renault bunlarýn öncüsü olarak 4 modelle bu piyasada yerini alacaktýr."