'En kötüyü geride býraktýk'!!!
Baþbakan Yardýmcýsý Ali Babacan, Hürriyet gazetesinde düzenlenen toplantýda, 2011'in son rakamlarý ile 2012 beklentileri deðerlendirdi. Babacan, “Tablo gerçekten dünya açýsýndan Avrupa açýsýndan oldukça sýkýntýlý ama Türkiye açýsýndan da çok þükür iyi neticeler þu ana kadar almýþ durumdayýz. Cari açýkta da en kötüyü geride býraktýk" dedi. Babacan, Hürriyet'te düzenlenen basýn toplantýsýnda yaptýðý konuþmada, Türkiye'nin 2002 yýlýndan bu yana çok önemli dönüm sürecinden geçtiðini ve bunun devam edeceðini söyledi. Bunun bir siyasi, sosyal, ekonomik dönüþüm olduðunu ifade eden Babacan, 2002 yýlýnýn Türkiye'si ile bugünün Türkiye'sinin neredeyse iki ayrý ülke denebilecek kadar farklý olduðuna dikkati çekti. Babacan, “Türkiye'den siyasi istikrarýn saðlanmasý, güçlenmesi, demokrasinin daha iyi iþliyor oluþu, temel hak ve özgürlükler konusunda elde ettiðimiz baþarýlar, uygulamalarda meydana gelen iyileþmeler, Türkiye'nin bir hukuk devleti olmasý için ortaya koyduðumuz çabalar aslýnda bu baþarýnýn temelinde yer alan en önemli unsurlar” dedi. Siyasi istikrar olmadýktan sonra ekonomik istikrarýn saðlanmasýnýn son derece zor olduðunu ifade eden Babacan, Türkiye'nin yapmýþ olduðu bu siyasi reformlarda AB'nin hep bir çapa teþkil ettiðini, bugün hala AB konusunda ýsrarla, inatla yollarýna devam etmek istemelerinin, 20 milyon avro para verip Brüksel'de daimi temsilcilik binasý almalarýnýn aslýnda bu konuda ne kadar kararlý olduklarýný gösterdiðini vurguladý. DÜNYANIN GÜÇLÜ BÝR AVRUPA'YA ÝHTÝYACI VAR Ali Babacan, “Biz þuna inanýyoruz ki dünyanýn aslýnda güçlü bir Avrupa'ya ihtiyacý var. Çünkü, Avrupa'nýn deðerleri ve Avrupa'nýn idealleri aslýnda Türkiye'nin de rahatlýkla paylaþabileceði, uygulayabileceði ve kendi bölgesinde de daha yaygýn hale getirebileceði, hem yaptýðý reformlarla hem de dünya için, özellikle içinde bulunduðumuz bölge için ilham kaynaðý olmasý vesilesiyle de son derece büyük önem arz ediyor” dedi. Evvelsi gün yayýnlanan istihdam rakamlarýna baktýklarýnda, mevsimsel düzeltilmiþ rakamlar olarak 2009 Nisan'ýnda yüzde 14,9 çýkan iþsizlik oranýnýn 2011 3. çeyreði itibariyle yüzde 9,6'ya düþtüðünü belirten Babacan, “Krizin en tepe noktasý ile iki gün önceki rakamlarý mukayese edecek olursak iþsizlik oranýmýzda yüzde 5,5'lik düþüþ var. Sadece son 12 ayda Türkiye'de 1,7 milyon ilave istihdam oluþtu. Krizin en tepe noktasý ile bugünü karþýlaþtýracak olursak da Türkiye'de 3,5 milyon istihdam artýþýmýz var” diye konuþtu. PEK ÇOK ÜLKE GIPTA ÝLE BAKIYOR Bu sonuçlarýn pek çok ülkenin gýpta ile baktýðý sonuçlar olduðuna dikkati çeken Babacan, þunlarý kaydetti: “G-20 Zirvesi için Fransa'nýn Cannes þehrinde idik. Salona girdiðimizde hemen OECD Genel Sekreteri yanýmýza geldi ve dedi ki; 'þöyle bir etrafýnýza bakýn, burada sizin haricinizde 19 tane lider var ama hiçbirisi gülmüyor, sadece siz gülüyorsunuz. Ben geçenlerde sayýn Baþbakan yardýmcýnýza da, Ali Bey'e de söyledim, o da bakanlar toplantýsýnda tek gülen bakan olarak oturuyordu, biraz bu acýyý, biraz bu sorunlarý paylaþarak, hafif þöyle biraz kontrol ederseniz, bu kadar tebessümle etrafa bakmazsanýz iyi olacak, buradaki havaya daha uygun olacak' dedi. Dolayýsýyla tablo gerçekten dünya açýsýndan Avrupa açýsýndan oldukça sýkýntýlý ama Türkiye açýsýndan da çok þükür iyi neticeler þu ana kadar almýþ durumdayýz. Cari açýkta da en kötüyü geride býraktýk. Krizin en tepe noktasý ile bugünü karþýlaþtýracak olursak Türkiye'de 3,5 milyon istihdam artýþýmýz var” Dünyada ciddi koordinayon sorunlarý yaþandýðýna iþaret eden Babacan, "Þu ortamda bile halen ortak bir tavýr belirlenemiyor. G-20 zirvesinde tam 4 saat Yunanistan'ý ve ortaya atýlan referandumu tartýþtýlar. Halbuki çok daha büyük meseleler var, arkasýndan gelen Ýtalya var, Fransa var... Yunanistan'a çözüm üretemeyenler daha büyük sorunlara nasýl çözüm üretecek?" dedi. KATI DÜZENLEME VE DENETLEME SÜRECEK Babacan, 2004 yýlýndan itibaren Türkiye'de bankacýlýða yatýrým yapan uluslararasý bankalarýn “Çok þey istiyorsunuz” diye þikayet ettiklerini, bu þikayetleri yapmalarýna raðmen Türkiye'ye yatýrýmlarý da sürdürdüklerini söyledi. Avrupa'nýn ve Amerika'nýn Türkiye'ye yatýrým yapan bankalarý kendi evlerinde ciddi sarsýntý, zorluk çekerken Türkiye operasyonlarýnýn sapasaðlam ayakta olduðunu vurgulayan Babacan, konuþmasýný þöyle sürdürdü: "Bunlarýn sahibi, ortaklarý, yöneticileri ayný. Asýl ana þirket sallanýyor, Türkiye'deki operasyon sapasaðlam... Bunun sebebi ne; Türkiye'de bizim kurallarýmýza, ihtiyatlý çerçeveye uymak zorunda olduklarý için... Avrupa'da stres testi yapýyorlar. Biz bunlara 2004 yýlýnda baþladýk. Hem Merkez Bankasý, hem BDDK yapýyor. Her banka için yapýyor. Her ay bankalarýn tek tek durumuna bakýyor. Çok ileri bir senaryoda eðer bir bankanýn bilançosunda bir zafiyet görürlerse uyarýyorlar. Bankalarýmýz gayet iyi bir iþbirliðiyle bunlara uyuyor. Hem Merkez Bankasý hem BDDK'nýn düzenlemelerine bankalarýmýz uyum konusunda çok iyi bir performans gösteriyor ve karþýlýðýný da alýyorlar diye düþünüyorum. Ciddi bir karlýlýk ve çok yüksek bir itibar...” SIKI DURUÞ GEREKÝYOR Baþbakan Yardýmcýsý Babacan, önümüzdeki dönemde kamu maliyesi ile bankacýlýkta sýký duruþ, para politikalarýnda çok ihtiyatlý ve günün þartlarýna kolay adapte olabilen bir duruþ gerektiðinin altýný çizerek, þöyle devam etti: “Bazýlarý 'Merkez Bankasý çok sýk farklý kararlar alýyor, farklý adýmlar atýyor' diyor. Bu kadar þartlarýn sýk deðiþtiði bir ortamda, Merkez Bankasý'nýn da günün þartlarýna uygun bir þekilde politikalarýný hýzlý bir þekilde adapte edebilmesi çok doðal. Hiç kimse böyle bir ortamda 3 ay, 6 ay yerinde duracak bir para politikasý beklemesin. Mutlaka günün þartlarýna bunu adapte etmek gerekecek. Biz hem Merkez Bankasý, hem BDDK'nýn çalýþmalarýnýn hep arkasýnda olduk. Attýklarý adýmlarýn arkasýnda olduk. Çünkü baðýmsýz kurumlar eðer siyasi iradenin kendi arkalarýnda durduklarýný hissetmezlerse, iþte o zaman baðýmsýzlýklarýna zarar gelmeye baþlar. O zaman kendinden emin olmayarak saðdan soldan gelen rüzgarlara göre, þöyle ya da böyle baskýlar altýnda kararlar almaya baþlarlar ki, asýl o zaman problemli bir tablo ortaya çýkar. Dolayýsýyla kurumlarýn baðýmsýzlýðý, ama baðýmsýzca aldýklarý kararlarýn arkasýnda siyasi iradenin saðlam þekilde duruyor olmasý, bu kurumlarýmýzýn görevini daha iyi yapmasý için de son derece gerekli bir durum. Kurumlarýn görevlerini yapabilmesi için gerekli bir durum.”