Dünyanýn gözü bizim bankalarda

[ 05 Mart 2012 - Pazartesi ]
Dünyanýn gözü bizim bankalarda

Dünyanýn bütün “aç(ýk)gözlülerin” gözü, Türkiye’nin bankacýlýk kesiminde. Düþünün; ancak devlet desteði ile ayakta duran zarardaki büyük Ýtalyan, Belçika ve Yunan bankalarýnýn kâr eden birimleri Türkiye’de. Tuhaf bir çeliþki: anasý batýyor, yavrusu çýkýyor. 6 milyar dolar paramýz var diye böbürlenen Lübnanlý bankacý, Türkiye’de bankacýlýk lisansý aldým diye göbek atýyor. Çünkü yýlbaþýna kadar hýzlý bir deðer kaybý yaþayan TL’nin Londra’dan gelen milyarlarca dolarlýk “sýcak parayla” tekrar deðer kazanýyor. Bu saydýklarým Türk ekonomisinin bir yüzünü gösteriyor. Diðer yüzünde Türkiye’nin, milli gelirinin yüzde 10’u kadar cari açýk verip bu kýstasta açýk ara dünya þampiyonu olmasý var. Bu kadar büyük bir cari açýk, tipik bir “mali istikrarsýzlýk” sebebidir. Ancak dýþarýdan para geldikçe istikrar devam ediyor. Galiba yurt dýþýndan bakýnca Türkiye’de “Hasan’ýn böreði” gibi bir yaðmalanacak bir “faiz pastasý” var. Ne var ki; yenen pastanýn mide fesadý yaratmasý da uzak bir ihtimal deðil. Nitekim dünkü bültenlerde bir haber yer alýyor. Uluslararasý kredi derecelendirme kuruluþu Standard & Poors, Türk ekonomisini, Euro Bölgesi kaynaklý þoklara karþý en kýrýlgan ülke ilan etmiþ. ÖZEL BANKA YOKTUR Her ne kadar bankalar, sermaye yapýlarýna göre, kamu ve özel diye tasnif edilseler de aslýnda tüm bankalar “kamusaldýr”. Çünkü bankalar “zýmni devlet garantisi altýnda” mevduat toplama imtiyazýna sahiptir. Mevduat (vedia’dan gelir) “tedbirli tacir gibi davranmasý” beklenmeyen sýradan kiþilerin, karþýnýndaki kurumun devletin denetiminde ve devletin koyduðu ilke ve kurallara göre iþ yaptýðýna güvenerek, parasýný ona emanet etmesi demektir. Halktan mevduat toplayan hiçbir banka parayý nasýl deðerlendireceðime kimse karýþamaz diyemez. Demek istiyorsa, bankacýlýðý býrakýp bankerlik yapmalýdýr. BANKALARIN KÂRINI MAKRO EKONOMÝ BELÝRLER Bankalarýn kârýný, bankalarý yöneten yüksek vasýflý profesyoneller deðil, devletlerin izlediði makro ekonomi politikasý belirler. Makro ekonomik politika, kendini Merkez Bankasý’nýn uyguladýðý para ve Maliye Bakanlýðýnýn uyguladýðý bütçe politikasýnda belli eder. Bu cümleler, banka yöneticilerinin “kâr da, zarar da devletten” deyip sýrt üstü yattýklarý anlamýna gelmez. Banka yöneticilerin marifeti öncelikle operasyonel verimliliði arttýrmaktýr. Yukarýda söylendiði gibi bankalarýn kârýný, devletin hatta yabancý devletlerin izlediði para-fiskal politikalardýr. Dirayetli bankacýlar bilançolarýný, bunlarý izleyerek ve ona göre pozisyon alarak yönetilir. Merkez Bankasý isterse Hazine’nin yüzde 10 faizle çýkardýðý tahvili teminat kabul edip, yüzde 7.5’la bankalara para verip, kasalarýna yüzde 2.5 gelir aktarýr. Merkez Bankasý para miktarýný öyle bir sýkar, faizleri öyle bir attýrýr ki, bankalardan kredi almýþ reel sektör firmalarý çoðu þapa oturur. BANKALARIN YILLIK KÂRI ÖLÇÜLEMEZ Ýstenildiði kadar muhasebe standardý yazýlsýn, istenildiði kadar karþýlýk ayrýlsýn, bankalarýn yýllýk kârýný doðru ölçmek mümkün deðildir. Bu sebeple tüm dünyada banka yöneticilerinin primleri ve bankalarýn daðýtacaklarý temettü miktarlarý kamu denetimine tabi olmalýdýr görüþü aðýrlýk kazanmaktadýr. Yoksa banka kurtarmalarýný halka anlatmak mümkün olmaz. Son Söz: Kurtarýcý el, ýsýrýlmaz.


(HÜRRÝYET)